26 Şubat 2011 Cumartesi

HAYDE GİDELUM

Müthiş bir gece bizleri bekliyor, mecaz gurubu ve nilüfer halk dansları çatlamaya devam :)

13 Şubat 2011 Pazar

İKİ KELİME

Hepimizin hayatında unutmadığı,unutamadığı,istesede asla unutamayacağı günler vardır.Benim içinde 12 şubat 2011 asla unutamayacağım bir gün olarak tarihe geçti.

Neden mi?
Çünkü yedi yıldır sürekli aklımda olmasına rağmen bir türlü görüşemediğim arkadaşım ile '' aşk tesadüfleri sever'' filmine gittik.

Film gerçekten çok güzeldi, sanırım aşk bir beyaz perdede bu kadar eşsiz ve duygu yüklü anlatılabilirdi.Her şey çok güzeldi ve sanırım artık bizlerde kaliteli filmler yapmaya başladık.Türk filmi olarak biraz ezberleri bozmuş en çokta bu sevindirici olsa gerek.

Eylül 2001
Lise 1'in ilk günü ve sınıf listelerinin açıklanmasıyla birlikte merdivenlerden yavaş yavaş 9/M sınıfına doğru ilerlemekte olan genç bir liseli.Sınıfa ilk girdiğinde orta sıraların arkasında oturan mavi gözlü kız dikkatini çekmişti, çekmişti çekmesine ama ihtimal bile vermemişti böylesine güzel bir kızın kendisine aşık olmasını.İlk günler zor olur, çekinir herkes pek konuşulmaz fakat ilk mavi gözlü kız gelmiştir tanışmaya.
Bir kaç ay sonra liseli gencin bir kaç arkadaşı aşık olmuştur mavi gözlü kıza.Her nedense o hiç biriyle ilgilenmemiş ve liseli gençle daha da yakınlaşır olmuşlar.Liseli genç anlam verememiştir mavi gözlü kızla bu denli yakınlaşmalarını.İkiside aşık olmuşturlar ama aşkı tanımadıkları için birbirlerine aşık olduklarının farkında bile değildirler.Liseli genç Zaman zaman terslediğinde mavi gözlü kızı,sonrasında üzüldüğünü ve aslında anlamıştır ikisininde birbirlerine aşık olduklarını...İlk dönem karnelerini aldıkları ilk gün ikiside itiraf etmiştirler birbirlerine aşık olduklarını o gün ayrılığında ilk günüdür aslında, tam 26 günlük bir tatil onları bekler hiçte hesapta yokken.Bu 26 günlük tatilde çok önemli kararlar almak zorunda kalır liseli genç nasıl yapacağını bilmez bilemez, onu bulmuşken kaybetmeyi nasıl göze alacaktır bilinmez.Peki ya mavi gözlü kız, o tüm bu olacaklardan habersiz tatilin biran önce bitmesini ister...

Tatil bitmiştir, mavi gözlü kız heyecanlıdır,liseli genç ise mecbur olarak almış olduğu bu kararı ona nasıl söyleyeceğini düşünür, bir şey olmasını ister bir sebep arar, ansızın gelişen küçük bir olay sonrasında artık konuşmaz liseli genç, gözlerine bile bakmaz mavi gözlü kızın, kararı malesef kesindir asla dönemez...
Birini deli gibi seversin, onu her an görmek için çıldırırsın ama bırakmak zorunda kalırsın,sonra neden bıraktığını açıklayamazsın.Üzülürsün,onun senden daha çok üzüldüğünü bilirsin fakat elinden bir şey gelmez.Göz göze gelirsin gözlerini kaçırmak zorunda kalırsın, bakmak istersin sonsuza dek ama bakamazsın, elini tutmak istersin tutamazsın,dizine yatmak istersin yatamazsın, o hep karşındadır ama hiçbir şey yapamazsın.Her gün gözlerinin içine bakar geri dön diye ama dönemezsin.Sonra düşünürsün neden diye, bir türlü anlam veremezsin bu yaptıklarına, ona deliler gibi aşık olsanda.
Ne kadar zaman geçse de ilk aşk asla unutulmuyor,nasıl unutulsun ki adı üstünde ilk aşk.

SEZEN AKSU ÇOK GÜZEL AÇIKLAMIŞ ASLINDA.

Küçüğüm daha çok küçüğüm
Bu yüzden bütün hatalarım
Öğünmem bu yüzden
Bu yüzden kendimi
Özel önemli zannetmem

Küçüğüm daha çok küçüğüm
Bu yüzden bütün saçmalamam
Yenilmem bu yüzden
Bu yüzden kendime hala güvensizliğim

Ne kadar az yol almışım
Ne kadar az
Yolun başındaymışım meğer
Elimde yalandan kocaman rengarenk
Geçici oyuncak zaferler

Küçüğüm daha çok küçüğüm
Bu yüzden bütün korkularım
Gururum bu yüzden
Bu yüzden çocuk gibi korunmasızlığım

Küçüğüm daha çok küçüğüm
Bu yüzden sonsuz endişem
Savunmam bu yüzden
Bu yüzden bir küçük iz bırakmak için didinmem...

KÜÇÜKTÜK YANİ...

11 Şubat 2011 Cuma

SEN

En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye
en güzel günlerimin bu üç mel'un adamını
yer yer tırnaklarımla kazıdım
hatıralarımın camını..
En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
biri o,
biri ötekisi..
Düşmanımdır ikisi..
Sana gelince...
Yazıyorsun..
Okuyorum..
Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
insanın
bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..
Ne yazık!..
Ne kadar
beraber geçmiş günlerimiz var;
senin
ve benim
en güzel günlerimiz..
Kalbimin kanıyla götüreceğim
ebediyete
ben o günleri..
Sana gelince, sen o günleri -
kendi oğluyla yatan,
kızlarının körpe etini satan
bir ana gibi satıyorsun!.
Satıyorsun:
günde on kaat,
bir çift rugan pabuç,
sıcak bir döşek
ve üç yüz papellik rahat
için...
En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
Biri o,
biri ötekisi...
Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...
SANA GELİNCE...
NE BEN SEZAR'IM,
NE DE SEN BÜRÜTÜS'SÜN...
NE BEN SANA KIZARIM,
NE DE ZATIN ZAHMET EDİP BANA KÜSSÜN..
ARTIK SENLE BİZ,
DÜŞMAN BİLE DEĞİLİZ...

nazım hikmetin en sevdiğim şiiridir paylaşmak istedim sadece...

5 Şubat 2011 Cumartesi

...

Çok şükür insanları hiçbir zaman,kendimden küçük görme densizliğinde bulunmadım, mükemmeliyetçi olmadım.Yaratılanı sevdik her ne olursa olsun, yaratandan ötürü.

Zaman zaman arkadaşlarımız tarafından ya da başkaları tarafından, eleştiriliriz ama iyi ama kötü.Eleştiriler iyi olduğunda herkes mutlu olur, peki ya kötü olduğunda işte o zaman işin rengi biraz değişir.Kimileri kabullenmez ''olur mu ya öyle şey'' tabi içinden geçirir bunları, muhakemesini yalnız kaldığında yapar insan.Kimileri de bundan çok güzel dersler çıkarır kendine.( ben çıkarıyormuşum gibi bir düşünce gelmesin aklınızıza)
İnsan seçimlerimde kendime güvenirim açıkçası ama bu son 1-2 yılda ki seçimlerim, malesef beni biraz hayal kırıklığına uğrattı.Gerek halk dansları, gerek dersane ve daha niceleri...Çok sevdiğim bazı büyüklerim ve dostlarım bana yeri geldiğinde söylediler aslında fazla iyi niyetlisin, herkese hakketiği kadar değer ver fazlasına gerek yok derlerdi, evet haklılarmış gerek yokmuş.
Düşünsenize bir ortama giriyorsunuz yepyeni bir dünya, birçok insanla karşılaşıyorsunuz, herkesin farklı özellikleri var, kimseyi sevmek gibi bir durum söz konusu olmaz olamaz elbette. Kendine yakın hissettiğin insanlarla arkadaş olursun, geri kalanlarına saygı duyar geçersin ya da burun kıvırıp aşağılar gözle bakmazsın.
Yazacak çok şey var aslında ama kütüphanedeyim şimdi bilahere yazarım uzun uzadıya, böyle daldan dala atlamadan.
''Başı hiç sonu hiç, iki hiç arasında varlık olur mu hiç?''
Ne güzel söylemiş üstad necip fazıl kısakürek bir çok söze kapak niyetine...

İLK VE BELKİDE SON KEZ

Henüz filmi izlememiş olsamda, bu film benim filmim olacak buna hiç şüphem yok.'' Aşk tesadüfleri sever'' Yıllardır görüşemediğim bir arkadaşımla bu filme gitme kararı aldık.Ortak yapacağımız tek şey o film olacak. İnsan sevdiklerinin kıymetini, onları kaybettikten sonra daha iyi anlıyor malesef.Her ne kadar keşke desekte, artık çok geçtir, çırpınmamızın hiç bir faydası yoktur.O gitmiştir artık...

Gitmiştir gitmesine ama unutulmaz hiçbir zaman, aklının bir köşesindedir hep.Zaman zaman aklına gelir insanın, hatta bazen en ummadık anlarda geliverir aklına, derin bir iç çekersin pişmanlık edasıyla.O yuzdendir ki ''AŞK TESADÜFLERİ SEVER''...